
Description:
tam da basladim, yaziyorum derken...
Contents:
Ölümcül Deney: H1N1…. ülen!
Dünyayi sarsan yeni firtina domuz gribi. Yeni bir 11 Eylül, yeni bir ekonomik kriz olsa; emo sekilli bir abi amerika baskanligina aday gösterilse, yeni bir sars daha çiksa, hepsi su anda dünyayi saran asil sorun olan dezenformasyon marifetiyle bu derece tartisilacakti ve kimileri için endise yaratacakti.
Artik bilginin kaynaginin internet olmasi, gerçegin bilinebilirligini ortadan kaldiriyor. Daha dogrusu, sadece bir gerçek yok bundan böyle. Domuz gribi bir kitlesel biyoterör ürünü, bir deney, insanlarin mutantlastiracak olan o garip virüs, kiyamet habercisi, çagin vebasi, çilgin bir bilim adaminin ufak bir hatasi veya bir grip virüsü olabilir. Hepsi olabilir fakat aslinda ne oldugunu biz katiyyen bilemeyiz. Bilemeyiz çünkü, bilim adamlari bunun sebebini, nedenini nasilini açiklayana kadar, hepimiz dezenformasyon sonucu kendimizce domuz gribi hakkinda farkli sonuçlara varmis olacagiz.
Bugün ben bir televizyoncu olsam, domuz gribini istedigim kadar korkunçlastirabilir ya da ehlilestirebilirim, ulusal medyada röportajlari yayimlanan bir gazeteci olsam, bu konuda uzmanmisçasina tasarladigim hayali profesörle yaptigim hayali röportaji, internet’ten buldugum fotograflarla süsleyip gazeteye gönderebilirim ve istedigim etkide bir röportaj ortaya çikarabilirim.
Bugün sen bunu okurken, domuz gribi hakkinda sana bilgi verecek olan birçok insan, baska internet sitelerinde domuz gribi ile ilgili bir seyler kovaliyor. Hangisi dogru, hangisi gerçekten konuya dair gerçek bilgileri derliyor bilemezsin. Artik gazeteciler hiçbir sey arastirmadiklari gibi, aramalarina cevap veren ilk insana uzman olsun ya da olmasin, konuyu sorup haber yapiyorlar. Domuz gribi için asiyi üreten firmalari arayan, oraya giden, bilgilerle, dokümanlarla, video kayitlariyla dönen yok; internetten bu konuda edindigi yarim yamalak bilgiyle, internetten ismini buldugu uzmanlara soru sorup haber yapan gazeteciler artik bizi bilgilendirenler.
Siradan bir vatandas olarak benim, domuz gribiyle veya benzer baska bir durumla ilgili bilgileri alabilecegim kaynaklar belli: Gazete, televizyon, Internet ve sosyal çevrem. Tüm bunlardan da alacagim bilgi elbette ki siradan insana ulastirilabilecek bilgiler. Yani domuz gribi ile ilgili halkin bilmemesi gereken bir sey varsa, bu bir gizli bilgiyse, bir kitle imha silahiysa mesela bu virüs, bunu bana birilerinin söyleyecegini hiç sanmam. Bu yüzden aslinda, internetlerden konuyla ilgili bilgiler okuyup manyaga dönüsmek yersiz.
Dogrulugunu asla dogrulayamayacagim internet bilgileriyle domuz gribi hakkinda ahkâm kesmeye kalkisayim…
Grip denen hastalik hali hazirda zaten yilda binlerce kisinin ölümüne sebep oluyor. Türk Iç Hastaliklari Uzmanlik Dernegi (TIHUD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Serhat Ünal, dünya genelinde mevsimsel gribin her yil yaklasik 20-40 milyon kisiyi etkiledigini, 250-300 bin kisininse mevsimsel gripten dolayi yasamini yitirdigini söylüyor. Yani domuz gribi, kus gribi, fantom gribi falan çok da önemli degil, önemli olan gribin zaten öldürücü bir hastalik olabildigi.
Türk Tabibler Birligi’nden Prof. Dr. Murat Akova ve Doç. Dr. Alpay Azap geçenlerde bir basin toplantisi düzenleyerek domuz gribi ile ilgili sorulara cevap verdiler. Söylediklerine göre domuz gribinin klinik belirtileri mevsimsel gripten gripten farkli degil ve mevsimsel gripten daha agir seyretmiyor. Fakat virüs hizli yayiliyor. Bu derece etkili olmasinin sebebi, toplumun büyük kesiminin daha önce bu ya da benzeri virüsle daha evvel karsilasmamis olmasi. Yani vücudun bu virüse nasil tavir alacagini bilmemesi.
Uzmanlarin söyledigine göre Pandemik H1N1′in öldürme hizi binde 3-5 arasinda. Bu normal influenzadan, yani bildigin gripten çok daha düsük. Fakat belli yas gruplarinda ölüm orani daha fazla; o da bagisiklik sistemi zayif olanlar. Kim onlar, kendilerine iyi bakmayanlar, iyi bakilmayanlar, asilari yapilmamis çocuklar.
Mesela deniyor ki, H1N1 virüsü 65 yas üstü insanlara pek bulasmiyor. Sebebi 1918′deki büyük grip salgini. 1950′li yillara kadar varligini koruyan o virüse, 65 yas üstü insanlar genetik olarak bir bagisiklik gelistirmisler. Ha, sahis son derece steril bir hayat sürmüstür, grip onu aninda bitirir, bu da aslinda doganin geregi.
Biliyoruz ki H1N1 daha da güçlenecek; Maykil’a bulasip onda mutasyon geçirecek, ordan Ahmet’e, Ahmet’te baska özellikler kazanacak Ayse’ye yerlesecek. Bu durumda virüsün H1N1 oldugu bilinse de, genomunda ne tasidigi bilinemeyeceginden kimde hangi H1N1 varyanti var bilmek pek mümkün degil. Bu durumda tek çare var, temizlik ve kendine iyi bakmak. Bildigin grip tedavisi aslinda.
Mevsimsel grip genellikle gribin zatürreye dönüsmesi, solunum yolu enfeksiyonlarina sebep olmasi, akciger-karacigerinde halihazirda sorun olan insanlarin organlarinin bu hastaliga dayanamasi, bilinçsiz ilaç kullanimi gibi nedenlerle bagisiklik sistemi zayiflamis olan insanlarda ölüm nedeni oluyor. Bir diger sebep ise bilinçsizlik.
Peki, bu bilinç nasil kazanilacak? Aslinda grip karsisinda nasil davranmamiz gerektigi bilincine sahibiz. Sanmiyorum ki simdiye dek grip olmayan bir insan varolsun. Grip oldun muydu yatak istirahati elzem, ates düsürücü ilaç, bol sivi, düzgün beslenme, temizlik sart. Baktin hiç iyilesme yok, direkt doktora yollanacaksin. Bir de salgin varsa ki, mevsimsel grip aslinda salgin demektir, toplu ortamlara fazla takilmamak, aksiriktan tiksiriktan huylanmak, herkesi sarilip öpmemek en önemli önlemler. Bu önlemler yillardir nasilsa, aslinda Domuz Gribi için de ayni. Ha, bir de grip asisi var. Zamani gelince grip asisini olur ve olasi grip virüslerine karsi bünyeni hazirlarsin ya da ben koç gibiyim, grip olursam daha önce yendim yine yenerim, hem 3 gün de kafa izni alir evde yatarim, dersin o senin bilecegin sey.
Evet, bu noktada ben de herkes gibi oldukça temiz niyetle bir bilgi kirliligi yaratmis oldum.
Bugün grip olan ya da yakinlari grip olan herkesin ölümüne dehsete kapilmasina hatta paranoya yapmalarina sebep verecek olan benim yazdiklarim da dâhil tüm internet bilgilerini bir yana birakalim. Ekim ayi sonuna kadar grip asisi olunmasi gerekiyordu. Olmadik. Domuz Gribi için asi olunmasi gerekiyor ama önce çocuklar ve hacilar. Bize sira gelene kadar asi olacak daha çok insan var. H1N1 virüsünün su an alçak seviyede seyrettigi, asil Aralik, Ocak gibi cosacagi söyleniyor. O zamana asi olmus olur muyuz bilinmez. Hele ki, etrafta “asi”nin içerigiyle ilgili bu kadar paranoyakça bilgi dolasirken.
Bu tip olaylarin coskusuna kendimi kaptirmadan evvel, Türkiye’de yasadigimi öncelikli bilgi kabul ederim. Zira burada olaylar baska ülkelerde gelistigi gibi gelismez. Virüs baska ülkelerde yayildigi gibi yayilmaz, asi baska ülkelerde oldugu gibi yapilmaz. Baska bir ülkede Saglik Bakani “tabii basbakanimiz ve cumhurbaskanimiz da asi olacak” diye açiklama yapmisken, basbakan “Bana ne kardesim ben asi olmiycam, olmiycam iste olmiycam” demez. Hatta belki asi olmustur da millet ayaklanmasin “baskana asi var bize niye yok” demeyelim diye tiyatro oynuyordur. Bilemeyiz. Türkiye’de biz neyin ne oldugunu bilemeyiz.
Düsünürüz, izleriz, okuruz, dinleriz ama isin aslini, neyin neden yapildigini, neyin neden anlatildigini, nihai amaci bilemez ve böyle giderse kendimizi delirtiriz.
Bugün sabah bir arkadasla konusurken domuz gribi hususunda, insanlar ölürken, 30 yasinda gencecik insanlar yitip giderken bu kadar duyarsiz olmama kizdi. Olayin ciddiyetini kavramami istiyordu; ölenlere saygi duymami… Hatta “senin tanidigin biri ölse de böyle konusacak misin?” falan deyip beni üzmeye bile çalisti. Benim aklimi basima getirmis olmanin rahatligiyla gününe devam etmesinin onun için daha iyi oldugunu düsündügümden “Kusura bakma, biraz abarttim” deyip mevzuyu sonlandirdim. Ama o anda ve halen, tersanede ölen insanlarla domuz gribinden ölen insanlar, trafik kazasinda ölenlerle yagmur suyunda bogulanlar arasinda hangisinin acisi daha fazla kiyaslayamiyorum. Hangi ölüm daha duyarli olmayi gerektiyor. Elbette ki her ölüm. Fakat asil sorun, bu derece osuruktan ölümün yasandigi bir memlekette sadece o günün gündeminde olan bir olay/vaka yüzünden ölenlerin diger ölümlerden daha önemli bir ölüm oldugunun düsünülmesinin beklentisi. Birileri istiyor diye bu ölüm daha fena, öbür ölüm üçüncü sayfa nitelemesi yanlis ve böyle olmamali. Hayir, bir de geçen sene bugün, gripten kaç kisi öldügünü söylesene bana bi.
Evlerden irak geçen gün grip oldum. Hem de “Türkiye’deki grip hastalarinin %98′i domuz gribi” açiklamasini okuduktan hemen sonra. Tabii gayri ihtiyari hemen internetleri kurcaladim, 1918 gribini hatmettikten sonra, Fransa’da domuz gribine tavir nasil, Avusturya’da neler oluyor, Isveç’te halk asilaniyor mu, Amerika’da kaç kisi öldü falan diye her türlü bilgiyi yuttum. Heyheylendim, memlekete kizdim, bilim adamlarina sövdüm, esin dostun kafasini sktim bir güzel, falan derken fena bir titreme basladi, “Hemen hasteneye yetiseyim” diye düsündüm ve sonra dedim ki, doktor acaba ne kadar biliyor domuz gribini? Muhtemelen bana normal grip tedavisi uygulayip gönderecek. (Bu da dezenformasnyondur, hastanelerde burun/bogaz kültürü vs ile H1N1 testi yapiyorlar) Eve gittim kendi kendime grip tedavisi yaptim. Yattim, terledim, yikandim, bitki çaylari falan. Sabah bir kalktim, evet lan bayagi toparlamisim. Sonraki gün, oo bayagi iyiyim. Grip geçti gitti. Muhtemelen yine gelecek zira etrafimdaki herkes grip çok sükür. Tekrar geldiginde ne yapacagim? Sanirim o gün herkes gibi benim de ölme ihtimalim var. Fakat eminim ki, “acaba domuz gribi miyim?” endisesiyle parmaklarini kemiren, kafasindaki kurtla dinlenmesini bile rahat rahat geçiremeyen birine göre, “bu beni iyi eder” diye düsünerek yaptigim herseyle ben daha iyi durumdayim. Ama su andan itibaren hergün ölebilirim. Aynen su andan önceki her anda oldugu gibi. Tanidigim, sevdigim birileri de pat diye gidebilir ki o gün zaten ben de öldüm demektir. Belki de sirf burasi Türkiye diye grip asisi kuyrugunda izdiham sirasinda ölecegiz birçogumuz.
Ama zaten hepimiz ölecegiz lan.
Su kalan zamanin keyfini sürmek varken, bu telasli hal, bu dehsetli gözler de neyin nesi? Daha önce seni hiç öldürmediler mi?
EK-1: Domuz Gribi Karsilastirma Tablosu

EK-2: Harbiden Domuz Gribi Karsilastirma Tablosu (NTVMNBC)
5 people liked it! holy shit!.
YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yüreklikatir
Ölümcül Deney: H1N1…. ülen!
© %FIRST Yüreklikatir - visit the author for more great content.
Geri Bildirim!
“acisini anlayamadiklarima…”
Konussam mi, dinlesem mi,
sussam mi, söylesem mi
yazsam mi, okusam mi,
bilsem mi, daha mi ögrensem?
vakit geçiyor, ömür eriyor,
gönül geçiyor…
yapilacak seyler ne çok,
ya da yasanacaklar
sahsi isler,
gelecek için, hayaller için didinilecekler,
para için çalismak da lâzim
zaten sirketler artik zamanini sana birakmiyorlar da,
o kadar çok isin var ki,
isin içinden çikamiyorsun.
bunlari yasadigimizi kim bilir,
bir gün bilse neye yarar?
bildirsem mi, bildirmesem mi?
vakit eriyor, ömür geçiyor,
gönül kuruyor…
çagin hastaligi hissedememek,
tanidigimiz herkese son sürat bulasiyor,
bir zamanlar bir gelecek var gibiydi
simdi buralardan gelecek falan da görünmüyor,
hem zaten artik, sirketler gelecekte ne yapacagina da karar veriyorlar,
o kadar çok isin var ki,
isin içinden çikamiyorsun.
çalsam mi, söylesem mi,
düsünsem mi, anlasam mi,
süphe mi yoksa kabul mü etsem,
inansam mi, karsi mi çiksam?
vakit bitiyor, ömür çürüyor,
gönül biliyor…
yasanacak seyler ne çok
ya da yapilacaklar var tabii
kitlesel isler,
bir sorumluluk meselesi;
bir insana bir el uzatmak,
bir kisinin sevinci olmak,
birinin, bir baskasinin yaninda aglayabilmesine yardimci olmak,
bir kisiyi dinlemek
ya da karnini doyurup,
iki espriyle yüzünü güldürmek…
yasanacak seyler ne çok,
ama “ben”den “o”na sira gelir mi?
herkesin gittigi yoldan gitsem mi,
hiç düsünmesem mi bunlari,
hiç bilmesem mi, ögrenmesem mi
okumasam, düsünmesem, anlamasam,
söylemesem mi?
ise gidip isten dönsem mi sadece tekrar ise gidebilmek için?
bu zamanin acisini çeksem mi,
yokmus gibi mi davransam,
anlatsam mi, sana, ona, buna,
belki kalir mi yarina?
dert degil,
hiç kalmasa bile;
aranizdan birileri bu zamanin acisini,
bildigimi,
“çok aci var dayanamiyorum”
diyenlerle ayni seyleri hissettigimi,
bilseler,
intihar etmeyebilirler mi acaba?
çünkü kalmazsa kimse;
bizimle ayni acilari hisseden,
ve ayni seylere sevinen,
ayni seylerden nefret eden,
ayni seylere dayanamayan,
ve bir ihtimal ayni seylere gülen
ve ayni sarkilari söyleyen
biz, hiçkimsesizlesiriz.
biz hiçkimsesiz kimseler,
hiçkimsesizleserek
boguluruz yasamin tam ortasinda.
çünkü kalmazsa kimse
bizim gibi hisseden,
artik bu dünyada yasamak istemeyiz.
ki o zaman da,
is, isten geçmistir artik…
Cyrettin Yüreklikatir
“emo’lari seviniz.”
6 people liked it! holy shit!.
YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yüreklikatir
Geri Bildirim!
© %FIRST Yüreklikatir - visit the author for more great content.
Zorunlu Sosyal Cüneyit
2 people liked it! holy shit!.
YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yüreklikatir
Zorunlu Sosyal Cüneyit
© %FIRST Yüreklikatir - visit the author for more great content.
Türkiye Israil’e Posta Koydu!
Bugün ögleden sonra ajanslarimiza bir haber düstü ki sormayin canlar. Türkiye ve Israil Arasinda Gerginlik diyorlardi. Son zamanlarda Türkiye’de olan olaylara gözümü kapatmaya karar vermis ve keyifli keyifli Vimeo’dan Rob Hubbard’in müziklerini dinliyordum. Tabii gözümü kapatmama ragmen, bilgisayarimdaki Hürriyet Haber Alarmi‘ni kapatmadigimdan asagidan haber firdönerek yukari çikti.
“Ne gerginligi lan, ortalik zaten karisik” demeye kalmadan tiklayip habere ulastim. Ulasirken de bi yandan düsünüyorum, “Davos’taki mevzu uzuyor, orda bitmemis hersey, belliydi bu tatbikatta bir halt olacagi” diye.
Habere baktim; özetle, Konya’da “Anadolu Kartali Tatbikati” diye uçakli bir tatbikat yapilacak. Türkiye var, Israil var, ABD var, NATO mevzusu mu ne, orayi salladim okurken nasil olsa tatbikat diye, Tayyip abim birden devreye giriyor. Direkt orduya komuta ederek “Israil’e tatbikat yaptirilmayacak” diyor, Israil’e tatbikat izni verilmiyor. Israil de buna çok bozulup karsi etkinliklerde, lagalulagalarda, telefon görüsmelerinde bulunuyor ve bir anda mevzu dünya gündemine tasiniyor. Aradan 1 saat falan geçti bi baktim, Amerikan, Israil, Ingiliz gazeteleri yorumu köklemisler. Lan madem bu kadar çabuk dünyadan haberiniz oluyor, bi sürü dengesizlik yasaniyor bu topraklarda niye yazmiyorsunuz? Hayatinin baharinda bir kadin toplumdaki aciya dayanamayip intihar etti, yazinsana.
Neyse, ilerleyen saatlerde tatbikat sonlandirildi. Sagli sollu birkaç açiklama geldi dünyanin çesitli bölgelerinden. Israil olaya dair “Türkiye akliselim içinde hareket etmelidir” gibi yorumlar yaparken; “cosmanin zamani degil, bak bi de ortakligimiz var“, falan diye konusurken, Amerika’dan da “Türkiye yapmaz öyle sey usludur o, kiniyoruz Türkiye’yi bu yaptigi yanlistir” gibisinden yorumlari okudum.
Aralik 2008′de Israil’in Gazze’de insanlarin basina F-16′larla bomba yagdirdigini, çoluk çocugu acimadan öldürdügünü unutmadik. Hamas’i bahane ederek Gazze’yi yakip yikan Israil halen Gazze’ye destek ulasmasina izin vermiyor. Tabii ki Türkiye de melek degil. Güneydogu’da kendi memleketinin insanini bombalayan bir ülke. Daha yeni 14 yasinda bir çocuk havan topu ile öldürüldü. Israil de bunlarin farkinda. Türkiye ne kadar Israil’e Gazze’nin hesabini sormaya çalisirsa, Israil de bir o kadar, var gücüyle, dünyaya Türkiye’de olanlari, yapilanlari gösterecek.
Herneyse; Haberlere simdi baktigimda da görüyorum ki, Türkiye hiçbir açiklama yapmadan ayni olayin aksami Suriye ile ortak tatbikat anlasmasi yapmis.
Suriye’den ve Türkiye’den 10′ar bakan gitmis, bayagi bi toplanilmis yani, 20 bakan ya isini gücünü birakmis kosturmus ya da bunun güvenligi iviziri ziviri var dersen bu önceden planlanmis. Vecdi Gönül orda, Besir Atalay orda kolay degil. Ayni zamanda yapilan Savunma Bakanlari Toplantisi’nda da subay degisiminden, askeri mühimmat yenilenmesine kadar (ki milyar dolarlar demek) çesitli anlasmalara kosulmus. Daha önceden Israil ile benzer anlasmasi bulunan ve onu iptal eden Türkiye’nin yaptigi bu yeni anlasmanin önhazirligi da olmasi gerek diye düsünürsek demek ki, bayagi bayagi önceden planli bir görüsme bu.
Medya’ya bakarsak Habertürk Ankara Belediyesi’nin aldigi ödülü ve yarinki maçi mansete tasimis. Cumhuriyet olayi görmüs-manseti patlatmis, Radikal’de bisey yok, Vatan’da maç bilmemne, Zaman’da hac mevzusu, Taraf uyuyor.
Kanaatimce bu, su derece ciddiye alinmayacak bir olay degil. Basbayagi diplomatik kriz. Hadi bugünü geçtim, yarin bir sürü köse yazarinin bu olaydan bahsetmesi lâzim. Bakalim ne görecegiz. Ama tabii Türkiye’de bir anda o kadar ciddi olay, dert edecegimiz mevzu var ki, buna sira gelir mi belli degil. Hele ki yarin Ermenistan maçi var, bütün gün onun siyasi gerginligi yasanir, maçin sonunda da konusmaya deger mevzular olursa bu olay arada erir gider.
Peki bu olan nedir?
Bugün olanlar gazetelere “Türkiye Israil’e tavir koydu” diye yansisa da, Türkiye’nin ve ama en çok Tayyip abi’nin Israil’e posta koymasidir. Bu olay Simon Perez’le Davos’ta yasanan gerginligin uzantisidir. Israil’in Filistin’e yaptiklarini kinama mahiyetindedir ama bir yandan Tayyip abi’nin kisisel meselesi ve egosal bir artisligi gibi görünmektedir. Fakat kabul etmeliyiz ki bu bütün ülkeyi hatta ortadoguyu ve dünyayi ilgilendiren bir adimdir. Öyledir ki, bütün dünyada aninda mansetlere tasinmistir.
Peki bu olaydan ordunun haberi var midir? Tayyip abi orduya direkt emir verdigine göre olmayabilir. Birden çikip basmistir emri mesela. Ne diyeceksin, adam basbakan. Tatbikatlar da savastan sayildigina göre, savaslarda en büyük komutan o. Ama bir yandan da aksama Suriye ile toplantiya giden savunma bakanlari var. Duymuslardir herhalde. Peki herkesin bu olaydan-olacaklardan ve olasi sonuçlarindan haberi varsa benim niye haberim yok lan?
Ben bu ülkenin vatandasi degil miyim? Ülkeyi tutup atese atiyorsunuz, bir agalik pasalik oynuyorsunuz; bir rol üstleniyor, ahkâm kesiyor, popülist baskaldirislarla “ilimli islam”in popstari olmaya kalkisiyor, anlasmalar yapiyorsunuz, benim niye haberim yok. Bir sor bakalim ben istiyor muyum Suriye anlasmasini, ödedigim vergiyle silahlarin yenilenmesini, bunu da Suriye’nin yapmasini. Kim istiyor? Kimin yerine?
Ülke global konjonktüre göre kararlar almalidir. Ülkenin liderleri bunu yapmak için ordadir. Ama bunlar yigitlikler yaparak, boy göstererek, pasa rolüne soyunarak, insanlara hatta kendi vatandasina bile dünyanin önünde trip atarak, böylesine öne çikarak, ordulara emir vererek yapilmaz. Bu diktatörlüktür. Bu, bir amaca hizmet etmektir. Kanaatimce varsa bildigin bir sey olaydan sonra çikar söylersin, Amerika bunu istiyor, Israil sunun derdindeydi tavrimizi koyduk, sunun için yaptik falan dersin, kendi hatalarini söyler, onlarla yüzlesirsin, hem ülken, hem dünya arkanda durur. Ama böyle olmaz….
Biz kimiz?
Biz Osmanli devletinin bir uzantisi degiliz. 86 yil olmus kurulali, Türkiye diye bi memleketiz. Kendimize yetecek kadar topragimiz, vatandasimiz, sahilimiz, ihracatimiz var. Istanbul da bizde, mevzu oysa eger. Daha niye kasiniyoruz, neyin pesindeyiz? Biz silah yenilemek yerine okul yaptirmasi gereken, küresel isinmaya hazirlanmasi gereken, depreme hazirlanmasi gereken, Avrupa Birligi’ne girmek istedigini söyleyen, reformlar yapmasi gereken, insan haklari adina adimlar atmasi gereken, demokrasiyi arayan, anlamaya çalisan, anayasaya göre “sosyal” yani hem vatandaslariyla hem diger ülkelerle iletisim kurmasi elzem olan genç bir devletiz. Bir üçüncü dünya ülkesiyiz. Henüz daha ergenlik çaginda falaniz. Etrafta bazi genç, bazi çocuk devletler var ama hem arap yarimadasi’nda, hem asya’da, amerika’da, avrupa’da varolan, asik atmaya kalkistigimiz birçok devletten daha küçügüz. Bagimsiz, etkili bir ekonomik modelimiz yok. Topragimiz küçük, toprak reformumuz yok, boyumuz küçük, bilgimiz küçük, ilimimiz küçük, evrenimiz küçük. Paramiz da yok üstelik… Tarihimiz kocaman, ama daha tarihimize sahip çikmayi bile bilmiyoruz. Hem zaten bizim de degil o tarih. Osmanli Imparatorlugu’nun, 500 yil önce Türkiye degildi o devlet, baska bir seydi. Yönetim sekli baskaydi, rolü baskaydi, uygarligi baskaydi, dünyadaki imgesi baskaydi, insani baska. Bizim Türkiye’nin önüne bakmamiz lâzim, Osmanli’nin degil. Birilerinin yolunu temizlememiz gerekmez, kendi yollarimizi temizleyelim yeter. Ama kendimizi arap ülkelerinin model alacagi bir ülke, ortadogu’nun abisi, amerika’nin gözbebegi, islami en uygar sekilde yasayan devlet gibi görürsek, hani bir kez uluslararasi defileye çikti diye havasindan geçilmeyen mankenler gibi havalara girer, yükseklerden uçarsak olmaz…
Askerde bize videolar izlettirdiler, Suriye dostumuz degil, Iran’dan bu gelebilir falan filan dediler. Avrupa’da da yokmus dostumuz. Onlar hep birlikmis falan. Biz neye güvenip oyunlar çeviriyoruz o zaman? Bu neyin mücadelesi?
Home
|